İçeriğe geç

Estağfurullah dedikten sonra ne denir ?

Estağfurullah Dedikten Sonra Ne Denir? Bir Samimi Yolculuk

Hepimiz, biri bize güzel bir iltifat ettiğinde ya da bir şey için teşekkür ettiğinde, içten içe biraz utanırız. O an, “Estağfurullah” demek bir reflex gibi gelir. Çünkü bu kelime, karşıdakine nazikçe “gerek yok” demek, mütevazı bir tepki vermek gibi bir anlam taşır. Peki ama, gerçekten “Estağfurullah” demek ne anlama gelir? Ardından ne demeliyiz? Neden bazen sadece bir “estağfurullah” yetmiyor? Bu yazıda, bu iki kelimenin ardındaki anlamları, bu geleneksel ifadeyi nasıl doğru kullanmamız gerektiğini ve bu davranışın toplumsal anlamını irdeleyeceğiz.

Estağfurullah: Geleneksel Bir İfade Mi, Yoksa Bir Alışkanlık Mı?

İlk olarak, “Estağfurullah” kelimesi Arapçadan Türkçeye geçmiş bir ifadedir ve “Allah’tan bağışlanma dileme” anlamına gelir. Yani bir insan bize iltifat ettiğinde, biz “estağfurullah” diyerek, sanki bu güzel sözlere layık olmadığımızı ima ederiz. Ancak burada derin bir anlam aramak gerektiğini düşünüyorum. Gerçekten de “estağfurullah” dediğimizde, bu sadece bir dil alışkanlığı mıdır, yoksa kültürümüzdeki mütevazilik anlayışının bir yansıması mıdır? Belki de her iki tarafı da içeriyor. Bizim kültürümüzde büyük bir mütevazilik ve alçakgönüllülük vardır. O yüzden de kimseye fazla değerli olmadığını hissettirmemek için bu ifadeyi kullanırız.

Bu kelimenin hayatımda çok yer ettiğini fark ettim. Hatta geçen hafta bir arkadaşım bana, yeni yazdığı blog yazım için “Ne kadar güzel yazmışsın, gerçekten harika” dedi. Bir anda ağzımdan çıkan ilk şey ne oldu? “Estağfurullah.” Ama sonra düşündüm, aslında yazdığım şeylerin güzel olduğunu kabul etmek, sadece kibirli olmakla eşdeğer değil ki! Bu kelime, aslında bir tür savunma mekanizması gibi. Kendini güzel bir iltifattan sonra savunmasız hissetmekten korkuyoruz belki de. İçimdeki ses şunu diyor: “Bir şey yaptığında, onu kabul et. Ama yine de alçakgönüllü ol.”

Toplumda “Estağfurullah” ve “Hikâyesi”

Günlük hayatta “estağfurullah” demek, aslında bir tür toplumsal davranış biçimi gibi. Bir yanda geleneksel değerler, diğer yanda daha modern ve özgür bir dil kullanımı var. İstanbul’da yaşarken, her gün iş yerinde ya da arkadaşlarla bir araya geldiğimde, sürekli bu mütevazı cevapları duyarım. “Estağfurullah” derken bir yandan da içsel bir gerilim hissediyorum. Sanki o kelimenin hemen ardından eklemem gereken bir şey varmış gibi hissediyorum. Çünkü bazen birinin iltifatını kabul etmek, ya da teşekkür etmek, kişisel olarak kendimizi fazla öne çıkarmak gibi algılanabiliyor.

Bu yüzden de insanların büyük kısmı, özellikle de daha geleneksel çevrelerde, bir iltifat karşısında “estağfurullah” demekten başka bir şey söyleyemezler. Burada sadece geleneksel bir tepki değil, aslında bizim kültürümüzdeki daha derin bir duygu var. Birine iltifat etmek, ona değer vermek, o kişinin karşısındaki konumunu saygıyla kabul etmek demek. Ama ya biz? Biz ne zaman tam olarak o iltifatı kabul edeceğiz? İçimizdeki küçük ego biraz daha büyüdü mü, “estağfurullah” demek o kadar kolay gelmeyecek belki de.

Estağfurullah’tan Sonra Ne Denir? Samimi Bir Tepki İçin Öneriler

Peki, ya “Estağfurullah” demek yetmiyorsa, ardından ne demeliyiz? Bunu üzerine düşündüğümde, aslında tek bir doğru cevap olmadığını fark ediyorum. Çünkü herkesin verdiği tepki farklı olabilir. Bazen, insan sadece teşekkür etmeli. Belki sadece bir gülümseme yeterlidir. Ama bazen daha fazla şey söylemek gerekebilir. Örneğin, “Böyle düşünmen çok anlamlı, teşekkür ederim.” Bu, hem mütevazı hem de içten bir cevap olabilir. “Estağfurullah” demek, o anın verdiği samimi cevabı gizlememek gerektiğini anlatmalı.

İçimdeki bir başka ses, şunu ekliyor: “Bir insan seni takdir ettiğinde, bunu sadece ‘estağfurullah’ diyerek geçmek, ona değerini anlamadığını hissettirebilir. O yüzden bazen fazla mütevazı olmak da sıkıntılı olabilir.” Çünkü bazen, insan bir şeyi hak ettiğini kabul etmeli. Evet, bu da bir denge meselesi. Ne aşırı mütevazı, ne de aşırı kibirli olmak. Bu dengeyi bulmak çok önemli. Bir kez, bir yazımın sonunda arkadaşım, “Çok güzel yazmışsın,” dediğinde, içimden sadece “Teşekkür ederim” demek geldi. Kendimi gerçekten başarılı hissettim. Ama sonra “Estağfurullah” dedim. İçimden, “Ama bu da bir başarı, neden onu kabul etmiyorum?” diye sordum.

Bu İfade, Kimlik ve Toplumsal Ahlakla Nasıl Bağlantılı?

Gerçekten de “estağfurullah” kelimesinin toplumsal ahlakla derin bir bağlantısı var. Bu kelime, aynı zamanda toplumsal kimlikleri de şekillendiriyor. Bu ifadeyi kullanmak, mütevazılığımızı gösteriyor. Ama bir başka açıdan, bazen toplumsal beklentiler bizi doğruyu söylemekten alıkoyabiliyor. Toplumda, bir insanın ne kadar başarılı olduğu ya da öne çıkıp çıkmadığı, bazen bizim kendimize nasıl bakmamız gerektiğini belirliyor. İçimdeki ses buna karşı çıkıyor: “Kendini kabul et, değerini bil. Eğer bir şeyi hak ettiysen, bunu kabul etmek, başkalarının gözünde seni daha da değerli yapmaz.”

Sonuçta, “estağfurullah” demek, sadece bir saygı gösterisi değil, aynı zamanda bir kültürel kod. Ancak, bu kültürel kodun içinde ne kadar kendimizi bulabildiğimiz de önemli. Eğer sürekli “estağfurullah” diyerek, kendimize de bir değer biçemiyorsak, belki de içsel bir tutarsızlık yaşamaya başlarız. Önemli olan, bu dengeyi bulabilmek: Kendimizi sevip, değerini kabul ederken, başkalarını da takdir etmeyi unutmamak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
tulipbet sitesitulipbett.net