PlayStation Kumandasına Ne Denir?
Herkesin evinde bir PlayStation kumandası vardır, değil mi? Hadi itiraf edin, birçoğumuz kumanda ile ilişkisini bir oyun aracı olmaktan çok, bir tür hayat koçu gibi görüyor. O kadar çok zaman geçiriyoruz ki bazen “PlayStation kumandasına ne denir?” sorusu bile aklımıza takılabiliyor. Hani o kumanda, tam anlamıyla bizim uzaktan dünyaya bağlanmamızı sağlayan bir araç değil mi? Hadi gelin, biraz mizahi bir bakış açısıyla, bu kumandanın hayatımızdaki yerini keşfederken, bu basit ama bir o kadar önemli nesneye nasıl hitap ettiğimizi tartışalım.
PlayStation Kumandası: Teknolojik Bir Hazine ya da Kötü Bir Arkadaş?
İzmir’de, bir arkadaşımın evinde yine PlayStation oynamaya karar verdik. Biraz boş vaktimiz vardı, ama hadi itiraf edeyim, içten içe o kumandayı elime almayı dört gözle bekliyordum. Ve o an bir soru ortaya çıktı: PlayStation kumandasına ne denir? Yani, ona kimse “kumanda” demiyor, değil mi? Benim için o, bir tür yaşam rehberi, bir yol gösterici, hatta bazen günün kurtarıcısı bile olabilir. Ama arkadaşım da sürekli espri yaparak, “Bana göre o, sadece elinde 30 dakikada bir kaybolan ve hiç bulunamayan bir ‘şey’” dedi.
“Ya senin de kumandaya bakış açını görmeliyim, arkadaş!” dedim gülerek. “O sadece bir oyun aracından fazlası, bence bazen başka bir şey! Mesela, ‘İmparator’ olabilir, çünkü her zaman oyunların kaderini o belirler.” Arkadaşım da hemen karşılık verdi: “O zaman senin için herhalde ‘Kader Mahkûmu’ olmalı, çünkü o kadar saat oynadığın bir kumanda eninde sonunda seni ele geçiriyor.”
Kumanda Bir ‘Süper Kahraman’ Mı?
Evet, kabul ediyorum. Birçok insan gibi, PlayStation kumandasını bazen sadece “Kumanda” olarak anmak yeterli olmuyor. O aslında süper kahraman gibi bir şey, tam zamanında devreye giriyor ve insanı tüm dertlerden uzaklaştırıyor.
Düşünsene, o kumanda tam karşında. Ellerine alıyorsun, hemen o rahatlama hissi başlıyor. O an fark ediyorsun ki, PlayStation kumandasına ne denir sorusunun cevabı basit aslında: “Huzur getirici” ya da “Zihinsel kaçış noktam” olabilir. Gerçek hayattaki sorunlar bir kenara, o an, kumanda seninle ve dünyayı kontrol etme gücün var!
İç sesim: “Ama gerçekten mi? O kumanda sadece birkaç saatliğine seni rahatlatan bir şey değil mi?”
Ve işte buradayım. “Bazen kontrolün senin elinde olmadığını anlamak zor olabiliyor.”
PlayStation Kumandasına Ne Denir? “Hayat Kurtarıcı” mı, “Bazen Kaybolan Arkadaş” mı?
Evet, PlayStation kumandasına çoğu zaman çok derin anlamlar yüklüyoruz. Hatta bir arkadaşım geçen gün kumandayı “Teknolojinin Elmas Kesimi” olarak tanımladı. Yani bir bakıma, bizler kumandayı yalnızca oyun aracı olarak kullanmıyoruz, o bazen bir terapi seansı, bazen de bir arkadaş gibi oluyor. O kadar ki, arada kaybolup bir türlü bulamıyorsun. Ne zaman en çok ihtiyacın olsa, kumanda bir şekilde kayboluyor ve sen de odanın ortasında “Nereye koydum lan?” diye bağırarak geziyorsun. Bu anlar, genellikle her PlayStation sahibinin yaşadığı evrensel bir tecrübe değil mi? Hani bazen 15 dakika boyunca kumandayı aradığımda, sanki başka bir gezegene gitmiş gibi hissediyorum.
“Bunu mu arıyorsun?” diyen arkadaşım, kumandayı uzatırken gülerek bir an önce geri veriyor. Tabii, o kadar zaman kaybettikten sonra “Bir sonraki kaybolma anı ne zaman olacak, merak ediyorum” diye düşünüyorum. Ama ne yapalım? Kumanda, hayatımızın her anına dokunuyor. O yüzden ona verdiğimiz anlam da değişiyor.
Kumanda Gerçekten de “Kader Mahkûmu” Mu?
Bazen gerçekten de, PlayStation kumandasına ne denir sorusu daha ciddi hale geliyor. Özellikle bir yanda iş, diğer yanda sorumluluklar varken, o küçük kumanda adeta bir bağımlılığa dönüşebiliyor. Geceleri saatlerce oyun oynarken, uyumadan önce kendime “Bir saat daha!” dediğimi hatırlıyorum. Ama bir saat sonra, “Oha! Saat 3 olmuş, nasıl zaman geçti?” diyorsun. İşte bu, kumandanın tam anlamıyla seni “Kader Mahkûmu” yapması.
Kumanda elimdeyken zamanın nasıl geçtiğini fark etmem. Bir an, bütün dünya bana ait gibi gelir. Ama gerçekten mi? Yavaş yavaş oyun süresi sona erdikçe, içimde bir hüzün oluşur. Çünkü oyun bittiğinde, kumanda da “kendi köşesine çekilir.” Bir süreliğine beni yalnız bırakır.
Sonuçta PlayStation kumandasına ne denir? O bir dost, o bir imparatordur. Ama en önemlisi, o bir hayat kurtarıcıdır. Çünkü her şeyin kötü gittiği, sıkıldığınız, bunalıp kaçtığınız zamanlarda o kumanda hep oradadır. Ve onu aldığınızda, oyun dünyasına adım attığınızda, gerçek dünya birkaç saatliğine unutulur.
İzmir’de arkadaşlarla oturduğumda da hep aynı diyaloglar yaşanır. “Hadi bir oyun açalım” derim, kumanda elime geçer, ve o an gerçeklikten kaçış başlar. Kumandayı elime aldığımda, aslında “hayatın kontrolünü ele alıyorum” gibi hissediyorum. Tıpkı bir süper kahraman gibi, her tuşa basarken daha güçlü hissediyorum.
İç sesim: “Ama ya bir gün kumanda kaybolursa, ne yaparım?”
Evet, işte böyle… Kumanda kaybolduğunda, hayat bir anda kararmış gibi hissediyorum. Ama endişelenmeyin, bir sonraki oyun oturumunda, o kumanda her zamanki yerinde olacak.